Ömer Fahrettin “Çöl Kaplanı” Türkkan Kimdir?

Osmanlı Subayı ve Millî Mücadele kahramanı olan Medine Müdafi ve Türk Kaplanı olarak da bilinen Fahrettin Paşa'nın hayatı!


1868 yılında, annesi Fatma Adile Hanım ve babası Mehmed Nahid Bey’in oğlu olarak bugünkü Bulgaristan sınırları içerisinde bulunan Rusçuk’da doğdu. 1877 yılında “93 Harb-i” olarak da bilinen Rus-Türk Savaşı nedeniyle ailesi 1878’de Konstantinopolis’e taşındı. Yaşı geldiğinde Harp Akademisi’ne katıldı ve 1888’de buradan birincilik ile mezun oldu. İlk görev yeri, Dördüncü Ordu’da Kurmay rütbesi ile, doğu sınırında görev aldı. Burada askeri servisini sürdürürken 1908’de Konstantinopolis’e çağırıldı ve Birinci Düzenli Ordu’ya atandı. 3 yıl sonra 1911’de Libya’ya İtalyan işgalini durdurmak için gönderilen subaylardan birisiydi. Ardından 2 sene sonra II. Balkan Savaşı patlak verdiğinde Gelibolu’da konuşlanan 31. Tümen’in komutanlığına atandı. Birliği ile Edirne’nin Bulgaristan’dan alınması sırasında üstün hizmetlerde bulundu ve Enver Paşa ile birlikte şehre girdi.

Osmanlı Ordusundaki Başarıları

1914 yılında, Osmanlı Ordusu savaşa katılmadan önce, Kurmay Albay rütbesine terfi edildi. Musul'da bulunan XII. Kolordu komutanlığına atandı. Bu sırada 29 Ekim 1914 tarihinde Osmanlı, Karadeniz de bulunan Rus Limanlarını bombalayarak savaşa dahil oldu. Bu gelişme üzerine Osmanlı Hükümeti Güney Cephesini yeniden organize etti. 12 Kasım 1914'te Fahrettin Paşa'yı Tuğgeneral rütbesini vererek Halep'te bulunan IV. Ordu Komutan yardımcılığına atadı.

Birinci Dünya Savaşı sırasında Cemal Paşa'nın emriyle 23 Mayıs 1916'da Hicaz'da Medine'ye doğru hareket etti. 17 Temmuz 1916'da Hicaz Seferi Kuvvetleri Komutanlığına atandı. Bu komutanlıkta tarihe adını altın harflerle kazıyacak olan savunmayı yapacaktı. Atandıktan kısa bir süre sonra, Fahreddin Paşa Arap kuvvetleri tarafından kuşatıldı. Fakat inatla kutsal şehri savundu. Bunun yanı sıra Fahreddin Paşa'nın tek görevi Medine'yi savunmakla kalmamıştı. Aynı zamanda bölgenin tek ikmal hattı olan Hicaz Demiryolunu, Lawrence ve Arap kuvvetlerinin saldırılarından korumak zorunda kalmıştır. İzole edilmiş küçük tren istasyonlarındaki Türk garnizonları, sürekli gece saldırılarına dayanmıştır.

Asilerin İsyanları

İsyanın başlarında asilerin sayısı 50 bin, bütün Hicaz bölgesindeki Osmanlı askerinin sayısı 15 bin civarındaydı. Sayısal dezavantajını askerlerinin disiplini ile kapatmaya çalışarak 27 Haziran 1916'de Bi’rimaşi mevkilerindeki asileri yenilgiye uğrattı. Ardından, Fahreddin Paşa, 15 Temmuz 1916'da yeni birliklerle takviye edilen Hicaz Kuvve-i Seferiyyesi kumandanlığına atandı. Asiler ise misilleme olarak, Mekke Valisi Galib Paşa'nın dikkatsiz tutumunu da avantajlarına çevirdiler. 7 Temmuz'da Mekke'ye, 22 Eylül'de ise Taif'e girdiler.

Bu haberleri alan Fahreddin Paşa, savunduğu Medine dışındaki büyük şehirlerin asilerin eline geçtiğini anlamıştı. Ancak elinden bir şey gelemiyordu. Bunun en büyük nedeni ise Osmanlı Ordusunun kaynaklarını Kanal Harekâtına yönlendirmesiydi. Tüm kısıtlamalara rağmen bulunduğu Medine şehrini savunmak için Aşar Boğazı, Bi'riderviş, Bi'ribbas ve Bi'rireha mevkilerini asilerden temizlemiştir. 29 Ağustos 1916'da ise Medine çevresinde 100 kilometrelik bir emniyet şeridi oluşturmayı başardı. Aynı zamanda Osmanlı Hükümetine asker, cephane ve kumanya talebinde bulundu. Buna karşılık bölgede Kanal Harekâtından dolayı büyük kayıplar veren Osmanlı’nın verebileceği tek yanıt kaynak olmadığıydı.

Medine Savunması

Yardım almadan savaşacağını anlayan Fahrettin Paşa, Kutsal Emanetleri ve yaralıları demir yolunu güvenli yerlere gönderdi. Aynı zamanda halkı da Medine şehrinden tahliye ederek olası bir isyanın önüne geçti. Böylece yemek sıkıntısını kısa bir süreliğine olsa da önlemeyi başardı. Bunun yanı sıra demiryolunu korumak için ekstra önlemler alan Paşa, bu konuda fazla başarılı olamadı. Şerif Hüseyin ve Arap Lawrance komutasındaki asiler kısa süre içerisinde demiryolunu sabote ederek kullanılamaz hale getirdi. Böylelikle Fahrettin Paşa'nın umutsuz direnişi başlamış oldu.

Fahreddin Paşa, elinde bulunan son derece kısıtlı imkanlarla Medine'yi 2 yıl 7 ay boyunca şehri müdafaa etti. Osmanlı Devleti ile İtilaf arasında imzalanan Mondros Mütarekesi ile 30 Ekim 1918'de Osmanlı Devleti'nin savaşta yenilmesi ile Fahreddin Paşa'nın de teslim olması bekleniyordu. Ancak bunu yapmayı reddetti ve ateşkesi kabul etmeyi reddetti. Kutsal şehri teslim etmektense son askerine kadar savaşmayı tercih etti. Hz. Muhammed'in kendisini rüyasında ziyaret ettiğini ve teslim olmaması gerektiğini söyledi ve şu sözleri ekledi:

"Askerler! Peygamber adına sizlere sesleniyorum. Düşmanın gücü ne olursa olsun, onu ve şehrini son merminize ve son nefesinize kadar savunmanızı emrediyorum. Allah yardımcımız olsun, Hz. Muhammed'in duaları bizimle olsun."

"Kahraman Türk ordusunun komutanları! Ey küçük Muhammed'ler gelin, Rabbimiz ve Peygamberimizin huzurunda, en büyük fedakârlık ile onurlandıracağınıza söz verin."

Görevden Alınması ve Tutuklanması

Konuşması sayesinde askerlerinin motivasyonunu arttıran Fahrettin Paşa, Ağustos 1918'de Mekkeli Şerif Hüseyin'den teslim olma çağrısı aldı. Fahreddin Paşa ise ona şu sözlerle cevap verdi:

"Her şeye kadir olan Allah'ın adıyla. İslam'ın gücünü bozan, Müslümanlar arasında kan dökülmesine neden olan, Müminlerin Emiri'nin hilafetini tehlikeye atan ve İngilizlerin egemenliğine maruz bırakan kişiye, Zilhicce ayının ondördüncü perşembe gecesi Medine'nin korunmasını ve müdafaasını düşünerek yorgun ve bitkin bir halde yürüyordum ki kendimi küçük bir meydanda meçhul adamların arasında buldum. Sonra önümde durduğunu gördüm. Heybetli çehreli bir adam. O Peygamberdi, Allah'ın selamı üzerine olsun! Sol kolunu cübbesinin altında kalçasına dayadı ve koruyucu bir tavırla bana "Beni takip et" dedi. Onu iki üç adım takip ettim ve uyandım. Hemen onun mukaddes mescidine gittim ve namaz ve şükretmek için secdeye kapandım. Şu anda Başkomutanım Peygamber'in himayesi altındayım. Medine'de savunmaları güçlendirmek, yollar ve meydanlar yapmakla meşgulüm. Beni boş tekliflerle uğraştırma."

Bu gelişmeler üzerine Osmanlı Harp nazırından doğrudan emir almasına rağmen kılıcını teslim etmeyi reddetti. Osmanlı hükümeti doğrudan emre itaatsizlik eden Fahrettin Paşa'yı, Sultan VI. Mehmed'in emri ile görevinden aldı. Her şeye rağmen teslim olmayı reddetti. Ateşkesin imzalanmasından 72 gün sonrasına kadar Medine'de Osmanlı Bayrağını gönderde tuttu. Ancak durum istediği gibi gitmiyordu. Osmanlı, bu direnişe hiçbir yardım sağlamayınca Fahreddin Paşa kendi adamları tarafından tutuklandı. 9 Ocak 1919'da ise şehri teslim oldu.

Ölümü

Tutuklanmasının ardından Mısır'ın Kahire kentindeki kışlaya getirildi. Daha sonra Malta'ya nakledildi. 1921 yılına kadar Malta'da iki yılı aşkın bir süre savaş esiri olarak yaşadı. 1921 yılında serbest bırakıldıktan sonra Mustafa Kemal Atatürk komutasındaki Türk kuvvetlerine katıldı. Anadolu'yu işgal eden Yunan ve Fransız ordularına karşı savaştı. Türk Kurtuluş Savaşı'ndan sonra, 1922-1926 yılları arasında Türkiye'nin Afganistan'ın Kabil Büyükelçisi oldu. 1936'da ordudan emekli oldu ve tümgeneralliğe terfi ettirildi. 22 Kasım 1948'de Eskişehir yakınlarında bir tren yolculuğu sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etti. Vasiyeti üzerine İstanbul'da Aşiyan Mezarlığı'na defnedildi.


Kaynak:
  • https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/medineyi-savunan-col-kaplani-fahreddin-pasa/2052277
  • https://military.wikia.org/wiki/Fakhri_Pasha
  • https://fahrettinpasaoo.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/33/09/727654/icerikler/fahrettin-pasa-kimdir_52193.html?CHK=1d2e97c9c5469e9d2083561e42a79cb9
  • El Bakri, A. (2014). “Memories of the Beloved”: Oral Histories from the 1916–19 Siege of Medina. International Journal of Middle East Studies, 46(4), 703–718.

Beğendiniz mi? Paylaşmayı Unutmayın!

Sizin Tepkiniz Nedir?

Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Komik Komik
0
Komik
Tatlış Tatlış
0
Tatlış
Sinirli Sinirli
0
Sinirli
Şaşkın Şaşkın
0
Şaşkın

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir