Dünyanın İlk Tapınağı: Göbeklitepe

Göbeklitepe tapınak mı barınak mı?


Göbeklitepe, bulunan en eski tapınak yoksa bir barınak mı? Bilim çevreleri bunu hâlâ tartışıyor. Bilim çevresinin büyük çoğunluğu Göbeklitepe’nin bir tapınak olduğu konusunda neredeyse hemfikir. Bana göre ise Göbeklitepe hem bir tapınak hem bir barınak, neden böyle düşündüğümü yazının sonunda açıklayacağım fakat biraz Göbeklitepe’nin tarihini sizlere açıklamak istiyorum. 


Göbeklitepe'nin Bilinen Tarihi

Göbeklitepe'nin m.ö 10.000 yılında yapıldığı tahmin ediliyor. Bu da bilinen en eski tarihi eserlerden olan, Stonehenge'den 7.000  Mısır piramitlerinden ise 7.500 yıl önce yapıldığı anlamına geliyor. Ayrıca yerleşik hayata geçişin yapı taşı olarak bilinen buğdayın atası Göbekli Tepe'de karşımıza çıkıyor. 

Elips ya da spiral taşların ortasına yerleştirilmiş T biçimli dikilitaşlardan oluşuyor. Ayrıca bu taşların bulunduğu duvarlar boyunca T şeklinde, daha küçük yapılar karşımıza çıkıyor. Yapılan jeomanyetik araştırmalar sonucu yerin altında, T biçimli 14 yapı daha karşımıza çıkıyor. Göbekli Tepe'nin özellikleri göz önüne alındığında, bu yapıların barınmak amacıyla yapılmadığı karşımıza çıkıyor. Arkeologların temel düşüncesi ise bu yapıların tapınaklar topluluğu olduğu yönünde. 


Göbeklitepe Aden(Cennet Bahçesi) mi?

Göbeklitepe inşaa edildiği dönem de insanlar avcı toplayıcı olarak yaşamlarını sürdürüyordu. Nasıl oldu da bu tapınağı inşa edebildiler? Kayalık bölgeler Göbeklitepe'den en az 2km uzaklıkta henüz el arabaları veya yük hayvanları olmadan taşınması imkansız. Bu kadar ilkel bir topluluğun bunu yapabilmesi mümkün değil gibi duruyor değil mi? İşte arkeologların ve bilim çevresinin ayrılık yaşadığı bir konu daha. Birçok araştırmacı o dönemde de gelişmiş toplulukların varlığını düşünse de bence bu böyle değil. En çok kabul gören teori ise Göbeklitepe'nin aslında Aden (cennet bahçesi) olduğu yönünde. Eğer bu teori gerçekse bir zamanlar buranın bir barınma bölgesi olduğunu düşünebiliriz. Çünkü tapınağın zemini su geçirmeyecek şekilde yapılmış. Peki bu düşünceden yola çıkarak Göbeklitepe'nin altında bir zamanlar  bir yeraltı şehri olduğunu varsayabiliriz. 

Tapınak mı, Barınak (Sığınak) mı?

Yapının bir tapınak olduğunu gösteren doğrudan bir kanıt yok; bazı uzmanlar bir "tapınak" değil de bir "barınak" veya "sığınak" olarak inşa edilmiş olabileceğini düşünüyorlar. Çünkü muhtemelen antik atalarımızda barınma ihtiyacı, ibadet ihtiyacından çok daha güçlüydü ve uzak bölgeler arasında göç ederken bir "dinlenme noktası" olarak inşa edilmiş olması çok daha olasıydı.

Fakat yine de yukarıda yer verdiğimiz hayvan figürleri gibi çizimleri, şamanik inancın kökenlerinin burada başladığının düşünülmesine neden oluyor. Belki tam bir "tanrı" kavramı henüz oluşmamış olsa da, ölüm gibi korkutucu deneyimleri açıklamak isteyen atalarımız kendilerinden büyük güçler ve inanç sistemleri geliştirmeye başlamış olabilir. Bu da, sonradan Sümerler'de görülecek olan, tarım, hayvancılık ve dokumacılığın kutsal dağ Ekur'dan insanlara getirildiğine yönelik inancı açıklayabilir.

İlginç bir şekilde, sütunlar üzerindeki çizimlerde toplu bir şekilde avlanmaya veya yaralı hayvanlara yönelik vahşi çizimlere rastlanmıyor. Dahası, yapılan çizimlerde aslanlar, yılanlar, örümcekler ve akrepler gibi hayvanlardan ziyade, dönemin insanlarının muhtaç olduğu geyik gibi hayvanlara daha çok yer veriliyor. Bu da, Göbeklitepe'nin daha "kutsal" ve "arınmış" bir yapı olduğuna yönelik düşünüşe kanıt olarak gösteriliyor.

Bazı arkeologlar buna karşı çıkıyor. Çünkü daha azınlıkta da olsa psikedelik ve vahşi çizimlerde yer almakta. Örneğin akrep çizimlerine pek yer verilmemiş olsa da, sütunlardan birinde bir çanta büyüklüğünde bir akrep çizimi görebiliriz.  Bir diğer rölyefte bir tilkinin genel hatları çizilmiş. Ancak penisinin olması gereken yerde çok sayıda yılan, karnından fışkırıyor. 

Göbeklitepe Neden Önemli?

Göbeklitepe'nin en büyük etkisi, avcı-toplayıcı atalarımıza yönelik fikirlerimizi köklü bir şekilde değiştiriyor olmasıdır. Genellikle avcı-toplayıcıların sanat gibi unsurlardan uzak olduğu, büyük yapılar inşa edemeyecek düzeyde olan insan grupları olduğu düşünülmekteydi. Benzer şekilde, avcı-toplayıcılarda karmaşık sembol sistemlerinin bulunmadığı, sosyal hiyerarşilerin henüz netleşmediği, görev dağılımının çok kısıtlı olarak yapılabildiği düşünülüyordu. 

Ancak eğer ki Göbeklitepe yerleşik yaşama geçmemiş, göçebe avcı-toplayıcılar tarafından inşa edildiyse, bu fikri tamamen baştan düşünmemiz gerekiyor demektir. Çünkü bu sayılanlar olmaksızın neredeyse 90.000 metrekare alana yayılan bir yapı inşa etmeniz mümkün değildir.

Göbeklitepe ile ilgili bilinmeyen çok fazla soru işareti var. Örneğin keşfedilen taş çizimlerinin tam olarak ne anlama geldiği çözülebilmiş değil. Göçebe toplumların böylesi bir yapıyı inşa edecek şekilde organize olmayı nasıl başardığı halen tam olarak bilinmiyor. Eğer bu yapı içinde kimse yaşamadıysa, yapılan hayvan çizimleri "totem" ya da "kötü ruhlara karşı bir büyü" gibi görülebilir mi? Kimse bilmiyor.

Söyleyebileceğimiz tek bir şey var; "Orada keşfedilmeyi bekleyen muhteşem bir şey var.".

Kendi Görüşüm

Öncelikle bana göre Göbeklitepe, hem tapınak hem sığınak. Neden böyle düşündüğüm oldukça açık ve bariz değil mi? Eğer burada yaşayan kimse olmadıysa ve buradan geçen yolcuların dinlenmesi için yapıldıysa, bu rölyefleri o taşlar üzerine kim işledi? Taşları o kadar uzağa taşıyıp neden üzerine çizimler yapıldı? Sümerler yazılı tarihi başlatan ilk kaynak olarak geçerken, Sümerler'den daha önce yaşamış bir topluluk bize bu işlemeler ile ne anlatmaya çalıştı?


İşte tam olarak bundan dolayı Göbeklitepe, hem bir barınak hem de bir tapınak. 


Kaynakça:


Beğendiniz mi? Paylaşmayı Unutmayın!

Sizin Tepkiniz Nedir?

Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Komik Komik
0
Komik
Tatlış Tatlış
1
Tatlış
Sinirli Sinirli
0
Sinirli
Şaşkın Şaşkın
1
Şaşkın

2 Yorum

  1. Çok güzel bir yazı olmuş, ellerinize sağlık. Eklemek/düzeltmek istediğim şeyler var. Öncelikle Göbeklitepe arkeoloji dünyasını epey etkiledi çünkü ilk sistematik inançların kalkolitik çağda ortaya çıktığını ve bunun getirisi olarak kentleşmenin başladığı düşüncesi yıkıldı fakat burada yazdığı gibi avcı-toplayıcılığın olduğu dönemlerde değil neolitik çağda yani tarım ve hayvancılığın olduğu dönemlerde yapıldığı biliniyor. Yani göçebe toplumların değil zaten yerleşik düzende yaşayan insanlar tarafından yapıldığı biliniyor. Büyük bir kesim buranın tapınak veya ticaret merkezi olduğunu düşünüyor. Bunun sebebi ise; bulunan kalıntıların, yılın belli dönemlerinde farklı coğrafyalardan çıkan ürünlerin burada bir araya geldiğini göstermesi. Bu, burada bir çeşit ayin veyahut ticaret örneği gerçekleştiğini işaret etmekte. Çizimlerin de o dönemin çok üstündeki gerçekçiliği şaşırtan diğer etkenlerden biri. Benim fikrim de buranın hem bir tapınak hem de ticaret merkezi olduğu yönünde. Yılın belli dönemlerinde bir araya gelen insanların kendi coğrafyalarından getirdikleri ürünleri burada takas ettiğini ve burada ayin tarzında şenliklerin yapıldığı kanısındayım. Siteniz çok güzel olmuş, emeğinize sağlık. Severek takip edeceğiz gibi gözüküyor. Saygılar 🙂

    1. Anadolu’da çokça karşımıza çıkan benzer bölgelerin haberlerini her gün okumaktayım. Fakat hala ticaret merkezi olduğunu sanmıyorum, ticaret merkezine bu tür çizimlerin yapıldığını sanmıyorum fakat tapınak olduğu konusunda seninle aynı fikirde olabilirim. Düzeltmen için ayrıca teşekkür ederim. Yorumun beni çok mutlu etti. <3