Yunan Mitolojisi Yaratılış Destanı

Mitolojilerin en popüleri olan Yunan mitolojisine giriş yapıyoruz!


Yunan mitolojisi, Aşk-ı Memnu’dan daha fazla entrikanın döndüğü; aşk, ihanet ve ihtirasın içinde fazlasıyla yer bulduğu Türk dizilerini aratmayan bir mitoloji örneğidir. Bundan olsa gerek günümüzde de popülerliğini korumaktadır. Aslında bu kadar entrika olmasının sebebi biraz da toplumun kendi günahlarını tanrılar ile özdeşleştirerek kendini aklama ve bunları normalleştirme isteğidir.

Yunan mitolojisinin, araknofobi (örümcek fobisi) gibi günlük yaşantımızdaki birçok şeye isim vermişliği de vardır. Bu yüzden yazımızda sık sık tanıdık kelimeler göreceğiz. İşte bu yazıda o mitolojinin nasıl doğduğunu, yani yaratılış mitini inceleyeceğiz.

Titanların Doğuşu

Hesiodos'a göre başlangıçta Khaos denilen boşluk vardı. Khaos genel olarak düzensizliği ve hiçliği (karanlığı) temsil eder. Filozoflar, Khaos'u farklı şekillerde de tanımlamaktadır.

Khaos'tan ilk olarak Gaia (Toprak Ana) doğdu. Toprak, boşluğun tam tersidir. Doğurganlığı ve varlığı temsil eder. Gaia ise kendi kendine Pontos'u (Deniz) ve Uranos'u (Gök) doğurdu ve kendisini Uranos, yani gökyüzü ile örttü. Bu yüzden Uranos erkek, Gaia dişi olarak karşımıza çıkar. Bu birlikteliğin sonucunda Gaia hamile kalarak altısı erkek, altısı dişi tam on iki titan doğurdu. Yunan mitolojisinde on iki sayısı önemlidir ve asla bozulmaz.

"Senin de çocukların senin gibi olur inşallah!"

Titanların yanı sıra Kykloplar (Tepe Gözler) ve elli kafalı, yüz kollu Hekatonheirler doğdu. Görünüşlerinin korkunçluğundan mı yoksa Kyklopların aşırı güçlenmesinden mi bilinmez, Uranos evlatlarından korkarak onları Tartaros'a, yani yeraltı zindanlarına hapsetti. Gaia'nın ana yüreği bu duruma el vermedi. Göğsünden çıkarttığı çelikle bir tırpan yaptı ve babalarını durdurmaları için Titanlardan, "Çocuklarım, Titanlar arasından harika bir kahraman arıyorum. Babalarını devirip kardeşlerini özgürleştirecek kişi!" diye yardım istedi. Annesinin canavar çocuklarının hapsedilmesinden dolayı kederini ve umutsuzluğunu görmeye dayanamayan Kronos, bunu kabul eden tek titan oldu. Kronos, titanların son doğanıdır ve zamanın tanrısıdır. Kronoloji ve Kronometre gibi kelimelerin atasıdır kendisi.

Kronos ile Gaia bir plan yaparak Uranos'u pusuya düşürür. Kronos elindeki tırpanıyla babasının hayalarını keser. Uranos'un akan kanından Erinsyler (Öç Tanrıları), Gigantlar, Orman Perileri ve denize düşen hayalarından tanrıların en güzeli olan Aphrodite doğdu.

Bozguna uğrayan Uranos, Kronos'a kendisine yaşattığı sonun aynısını, kendisinin de kendi evlatlarından göreceğini söyledi.

Evlat Katili Kronos

Babasını tahtından eden Kronos, annesine verdiği sözü tutmadı. Kardeşlerini daha önce hiç görmemişti ve ne kadar korkunç olduklarından haberi yoktu. Babası gibi koltuk sevdalısı olduğu için kardeşlerini serbest bırakmanın tahtını tehlikeye atacağını düşündü.

Kardeşi Rhea ile evlendi ve bu evlilikten Demeter, Hestia, Hera, Hades ve Poseidon doğdu. Fakat babasının kehanetinden korkan ve tahtını paylaşmak istemeyen Kronos, doğan beş çocuğun hepsini doğar doğmaz yedi. Rhea, bu durumdan ızdırap duyuyordu ve altıncı çocuğu Zeus doğmak üzereydi. Annesi Gaia'ya danışarak ondan yardım istedi.

Gecenin karanlığından faydalandı, koşarak Girit'e gitti ve İda Dağı'nın üzerinde Zeus'u doğurdu. Gaia, çocuğu aldı ve bir mağaranın dibine sakladı. Rhea koca bir taşı kundak bezlerine sararak onun Zeus olduğunu söyledi ve Kronos'a verdi. Kronos bu taşı da hemen alıp yuttu. Böylelikle Kronos'un, Gaia'nın himayesinde büyüyen, yenilmek nedir bilmeyecek, gücü ve kuvveti ile babasına boyun eğdirecek olan Zeus'tan haberi olmadı.

Orman Perileri Zeus'un bakımını üstlendi, ormanda sık dalların arasında keçi sütü ile beslendi, ağlamalarını babası duymasın diye Kuretoslar da yanı başında kalkanlarını çarpıştırarak gürültüler çıkarttı.

İşte Geliyor Zeus Harekat!

Nihayet bir yetişkin olan Zeus, Kronos'u devirmek için işe koyuldu. Annesi Rhea sayesinde babasının yanında hizmetkar olarak çalışmaya başladı. Hünerleri sayesinde hem Kronos'un hem de diğer titanların sevgisini kazanan Zeus, vaktin geldiğini anladığında bir içki yarışması düzenledi. Titanların hepsi için özel içkiler, Kronos için ise onu uyutacak ve yediklerini kusturacak bir karışım hazırladı. Yarışmanın sonunda kazanan Kronos oldu ve bütün titanlar uyuyakaldı. Kronos da uyumadan önce yuttuğu kayayı ve beş çocuğunu kustu.

Bu olayın ardından Titanlar ile Olympos tanrıları arasında on iki yıl süren bir savaş başladı. İlk başlarda daha tecrübeli olan Titanlar bu savaşın baskın tarafı oldu fakat Titanların en zekisi olan, ismi öngörü anlamına gelen Prometheus ve onun kardeşi Epimetheus, Olympos tanrılarının yanında yer alıp onlara savaşı kazandıracak olan Tartarus'ta hapsedilen Kyklopların ve Hekatonheirlerin kurtarılması fikrini verdi.

Tartarus'tan kurtarılanlar, buna karşılık olarak Zeus'a gök gürültüsünü ve şimşeği hediye etti. Kyklopların ve Hekatonheirlerin de desteği ile titanları alt etti Zeus. Erkek titanların bir kısmını öldürdü, Kronos'u ve titanların bir kısmını ise Tartarus'a hapsetti ve başlarına Hekatonheirleri muhafız olarak koydu. Kronos'un en önemli komutanlarından olan Atlas'ı ise sonsuza kadar dünyayı taşımakla cezalandırdı. Dişi titanlarla ise evlendi.

İnsanın Yaratıcısı ve Ateş Hırsızı

Böylelikle üçüncü nesil olan Olympos tanrılarının çağı başlamış oldu. Zeus; Prometheus ve Epimetheus'un yardımlarına teşekkür olarak onları canlıları yaratmakla görevlendirdi. Epimetheus tanrıların hediyelerini canlılara dağıtacaktı fakat Prometheus kadar zeki olmayan Epimetheus, bütün güçlü özellikleri hayvanlara verdi.

Prometheus insanı kilden yarattı, onlara tanrıların görünümünü verdi. Zeus ise bu yaratıkların ölümlü olmasını emretti. Onların doğa karşısında savunmasız, korunabilmek için Olympos Dağı'nın tepesindeki tanrılara itaat eden canlılar olmasını istedi. Prometheus ise yarattığı bu canlılara epey değer veriyordu.

Zeus sonunda, Prometheus'tan insanlar için kendisine bir adak adamasını istedi. Kurnaz Prometheus ise insanlara biraz avantaj sağlamak için bir numara yapmaya karar verdi. Bir boğa kurban edip iki kaba paylaştırdı. Kabın birisinde kemikler, diğerinde ise sulu ve güzel etler vardı. Prometheus kemiklerin üzerine güzel görünen yağları, etlerin üzerine ise boğanın bağırsaklarını ve midesini koydu. Tabaklardan birisini Zeus'a diğerini ise insanlara verecekti. Nasıl dağıtılması gerektiğini Zeus'a sorarak hem onun egosunu okşadı hem de sorumluluğu ona yükledi.

Zeus kendisine uygun gördüğü kabı seçtiğinde ise Prometheus'un bu numarasından dolayı epey sinirlendi ve insana ateşi kullanmayı yasakladı. Prometheus, kendi yaratısı olan ve hayranlık beslediği bu aciz canlılara acıyarak onlara ateşi vermek için Olympos Dağı'na tırmandı. Hephaistos'un alevler saçan ocağından bir kıvılcım çalarak insana nihayet doğada egemen olma gücünü verdi. Artık ateşi ve ısıyı kullanıp kendilerine bakabilirlerdi ama aynı zamanda silahlar üretip savaşlar da başlatabilirlerdi. Prometheus'un bu armağanı, uygarlığın hızla gelişmesine yardımcı oldu. Zeus aşağıdaki manzaraya baktığında olup biteni anladı. Prometheus bir kez daha onu küçük düşürmüş, itibarını zedelemişti.

Şimdilik konunun dışına çıkmamak adına yazımızı burada noktalayalım ve bu mitolojilerin bize aktarılmasında büyük pay sahibi olan Homeros'a ve Hesiodos'a teşekkür edelim. İlerleyen zamanlarda Prometheus'un başına gelenler ve Yunan mitolojisinden başka birçok hikaye ile görüşmek dileğiyle!


Beğendiniz mi? Paylaşmayı Unutmayın!

Sizin Tepkiniz Nedir?

Üzgün Üzgün
1
Üzgün
Komik Komik
0
Komik
Tatlış Tatlış
1
Tatlış
Sinirli Sinirli
0
Sinirli
Şaşkın Şaşkın
4
Şaşkın

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.