Osmanlı’nın İlk Deniz Savaşı

300 yıllık rekabetin başlangıcı: Osmanlı'nın ilk deniz savaşı!


Türkler Orta Asya bozkırlarında tarih sahnesine çıktıkları andan itibaren kara ordu gücü sayesinde başarılar elde etmiştir. Bu gelenek Osmanlı Devleti’nde de değişmemişti. Doğu Roma İmparatorluğu’nun zayıflığını da kullanarak hızlı bir biçimde genişleme politikası izleyen Osmanlı Devleti, kısa sürede Marmara, Karadeniz ve Akdeniz’in bir kolu olan Ege Denizi’ne sınırı olan bir devlet haline geldi. Artık Osmanlı Devleti’nin buradan gelebilecek tehditler konusunda da endişe etmesi gerekiyordu.

Zaman içinde kendi bünyesine kattığı Karesi Beyliği’nin gemileri ilk donanmasını oluştursa da halâ yeterli değildi ve bu durumu değiştirmek için bir şeyler yapılmıyordu. Bunun temel nedeni ise Anadolu’daki siyasi birliğin hızlı bir biçimde sağlanması için deniz gücüne ihtiyaç olmamasıydı. Dönemin şartlarında kara gücüne duyulan ihtiyaç daha fazlaydı. Doğu Roma İmparatorluğu’nun iç işlerine karışarak aldığı Çimpe Kalesi’ni kullanarak Balkanlarda da yayılmak isteyen Osmanlı, kara gücüne hiç olmadığı kadar ihtiyaç duyuyordu. Tüm bu nedenlerden ötürü denizcilik faaliyetleri geri plana atıldı. Ancak Osmanlı’nın göz ardı ettiği durum zaman içinde büyük bir sorun haline gelecekti.

14. yüzyılın sonlarına doğru Balkanlarda genişleyen Osmanlı Devleti, Çanakkale Boğazı’nı çok kullanır olmuştu. Kimi zaman kendi gemileri yetersiz kaldığında bölgedeki Venedik ve Ceneviz gemilerini kiralıyorlardı. Bunun yanı sıra Marmara’daki ticaretten de pay almak isteyen Osmanlı, yavaş yavaş denizcilikle ilgilenmeye başladı.

İlk adımları I. Murat, Kocaeli'nde bir tersane yaptırarak attı. Kendisinden sonra gelen I. Bayezid, Batı Anadolu'da bulunan birçok beyliği kendisine bağlayarak buradaki beyliklerin denizcilik bilgisine sahip oldu. Ancak bu devletler denizcilik faaliyetlerini kendilerine bağlı korsanlarca yaptıkları için elle tutulur bir donanmaya sahip olamadı. Bu korsanların yalnızca küçük bir kısmı Osmanlı donanmasına katıldı.

60 parçalık bir donanmaya sahip olan Osmanlı Devleti, Ege'de bulunan birkaç adayı yağmaladı ancak bu filo Ceneviz ve Venedik gemilerinin ticaretlerini engelleyemedi. Ufak da olsa başarı elde eden I. Bayezid, Gelibolu'da bir tersane daha yaptırdı. Boğaz'ın karşısına da Lapseki Hisarı'nı kurdurarak bölgedeki hakimiyetini arttırmaya çalıştı.

Bölgede güçlenen Osmanlı Devleti, boğazdan geçen gemilerden haraç toplamaya başlamıştı ancak Venedik gemileri bu haracı ödemiyordu. Bunun temel nedeni Osmanlı donanmasının, Venedik gemilerini yakalayamamasıydı. Hala birçok eksiği bulunan donanmanın güçsüzlüğü sürekli Osmanlı'nın yüzüne vuruluyordu.

Akdeniz'den kalkan savaş gemileri önce 1396 Niğbolu Muharebesi'ne müdahale etmiş ertesi sene 1397'de İstanbul'u karadan ve denizden kuşatan Osmanlı'nın deniz ablukasını kırmış ve İstanbul'a erzak yardımında bulunmuşlardır. Tüm bu başarısızlıklar I. Bayezid'i ek tedbirler almaya sevk etti. İstanbul Boğazı'nı Anadolu yakasında tutacak şekilde bir hisar yaptırdı.

Anadolu Hisarı - Göksu / Abdullarh Fréres Fotoğrafı

1402 yılında Ankara'da ağır bir biçimde kaybeden I. Bayezid, esir düşerek bir iç savaşın başlamasına vesile oldu. 11 yıl süren bu iç savaş zamanında donanmaya neredeyse hiç önem verilmedi.

Takvimler 1413 yılını gösterdiğinde ise I. Mehmet tahta oturmuş ve bir donanma kurulması emrini vermişti. Donanmanın başına da Çalı Bey'i getirdi. Boğazlarda mutlak hakimiyet sağlamak isteyen I. Mehmet, bunu sağlamak için Venediklileri yenmesi gerektiğini biliyordu. Donanma emrinin yanı sıra bölgedeki bir diğer güç olan Cenevizliler ile bir ittifak kurdu.

1415 yılında elindeki gemilerle Ege'ye açılan Çalı Bey, bölgedeki bazı adaları yağmaladı. Bu duruma sessiz kalmayacak olan Venedik ise hamlesini çoktan planlamıştı. Pietro Loredano komutasında 15 kadırga bölgeye sevk edildi. Venediklilerin asıl amacı savaş değildi. Boğazın ticaret gemilerine açık olmasını istiyorlardı. Bunun için yanlarında diplomatlar da getirmişlerdi. Boğazda demirleyen Venedikliler amaçlarını belirtmek için elçiler yollamıştı ve kısmen ortalık sakindi. Ancak bir sonraki gün boğazdan geçiş izni alıp bir Ceneviz gemisi Venedikliler tarafından batırıldığında Osmanlı tarafında çarşı pazar karıştı. Bunu bir savaş ilanı olarak gören Çalı Bey, askerlerine gemilere binmelerini emretti. Venedikliler ise Osmanlı askerlerinin gemilere bindiğini görünce kendileri de savaş pozisyonu aldılar.

Savaş resmen başlamıştı. 15 Venedik kadırgasına karşı Osmanlı'da 10 küsür çektiri ve 20 küsür ufak gemi bulunmaktaydı. Bunun yanı sıra Venedik gemilerinin işçiliği daha iyiydi. Aynı zamanda toplarla da donatılmıştılar. Kısacası aradaki fark uçurum gibiydi. Osmanlı gemilerinin tek umudu olan mahmuzlama yöntemi, geminin yanlarına çarparak batırma esasına dayanıyordu. Ancak bunun için yaklaşmaları gerekiyordu. Venedik gemilerinde bulunan toplarsa durumu hiç kolaylaştırmıyordu. Daha Osmanlı denizcileri ok menziline giremeden top yağmuruna tutuluyorlar ve batırılıyorlardı. Büyük kayıplar veren Osmanlı filosu, son bir umut kaptan gemisine saldırmayı denese de bu cesaret örneği karşılıksız kaldı. Direnci kırılan Osmanlı leventleri artık kaybetmişti. Manevra kabiliyeti ile kalan gemileri ele geçiren Venedikliler, savaş esirlerini orada kılıçtan geçirerek geri çekildi. 5 çektiriyi savaş ganimeti olarak yanlarında götüren Venedikliler, kalanları da yakarak bölgeden uzaklaştı.

Ağır yenilgiden sonra Çelebi Mehmet, Venediklilere bir takım imtiyazlar vermek zorunda kaldı. Bu imtiyazlar arasında Venedikli gemilerin boğazları istediği gibi geçmesi de yer alıyordu. Osmanlı ve Venedik arasında bir kan davası gibi büyüyecek olan çekişmeler böylece başlamış oldu.


Beğendiniz mi? Paylaşmayı Unutmayın!

Sizin Tepkiniz Nedir?

Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Komik Komik
0
Komik
Tatlış Tatlış
1
Tatlış
Sinirli Sinirli
0
Sinirli
Şaşkın Şaşkın
1
Şaşkın

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.