Kanlı Kontes Elizabeth Bathory Kimdir?

Tarihin ilk seri katillerinden olan, öldürdüğü yüzlerce genç kızın kanlarıyla yıkanan Kanlı Kontes'in hayatı içinizi ürpertecek!


Elizabeth Bathory, 7 Ağustos 1560’ta Bathory Hanedanı’nın bir üyesi olarak Macaristan’da dünyaya geldi. Çocukluk yılları Ecsed Şatosu’nda geçti. Ardından kocasının evlilik hediyesi olan ve bugün Slovakya topraklarında bulunan Csejte Şatosu’na yerleşti. Kontes, hayatının kalanını bu şatoda geçirdi. Fakat 40 yaşına vardığında güzelliğini kaybedeceğinden korktu.

Her şeyin başlangıcı o tokat...

Bir gün saçını tararken canını acıtan hizmetçi kıza bir tokat attı. O sert tokatın etkisiyle kızın yanağından bir damla kan aktı ve Bathory’nin eline düştü. Bathory, genç kızın güzelliğini aldığını düşündü ve kızın bütün kanını dökmek için bir emir verdi. Ardından kan dolu küvette kan banyosu yaptı. Bundan sonraki süreçte yaklaşık olarak 600-650 kadını gençleşmek için öldürdü.

Sorunlu bir ailede yetişti.

Elizabeth, küçüklüğünde amcasının evinde yaşıyordu. Halası lezbiyen bir cadıydı, kara büyüyle ilgileniyordu ve amcası da şeytana tapan bir simyacıydı. Erkek kardeşi ise bir sapık olarak bilinmektedir.

Amcası ve yengesi işkenceye düşkün kişilerdi. Elizabeth'in önünde, bir atı ikiye böldükten sonra bir adamı atın içine koyup atı geri diktikleri rivayet edilir. Aynı zamanda bakıcısı da kara büyüyle ilgileniyordu ve ayinlerinde küçük çocukları kurban ediyordu. Babası, kocası ve kuzeni de acımasızlığıyla ün salmış kişilerdi. Ayrıca kendisi, Kont Drakula veya Kazıklı Voyvada olarak da bilinen III. Vlad'ın uzaktan akrabasıydı. Hâl böyleyken onun normal bir kişilik olmasını beklemek biraz güç.

Kurbanlarına çeşitli işkenceler yapıyordu!

Kendisi büyü ve cadılık gibi konulara oldukça inanan birisiydi. Bakire kızların kanlarıyla banyo yapmanın ve kanı içmenin onu genç tutacağına olan inancı tamdı. Tepesinden asılı bir kafeste kızlara işkence ediyor, kafesten akan kanlarla da yıkanıyordu. Öldürdüğü kızların vücutlarında bir damla kan bırakmıyordu. Kurbanlarına çeşitli işkencelerde bulunuyordu. Öldüresiye dövüyor, aç bırakıyor, canlı olarak yakıyor, iğnelerle işkence ediyor, kışın dışarıda üzerlerine su dökerek donmaya bırakıyor, yüzlerini ve cinsel organlarını ısırıyor ve cinsel anlamda taciz ediyordu.

İlk başlarda kendi hizmetçilerini öldürmeye başlayan Kontes, bununla sınır tanımadı tabii ki. Civar köydeki kızları kaçırtmaya ve katletmeye başladı. Kocasının ölümünün ardından iyice kontrolden çıkan Kontes, soyluların kızlarını da öldürdü. Görgü ve terbiye öğrenmeleri bahanesiyle sarayına kabul ettiği kızlardan bir daha haber alınamadı.

İşlediği cinayetler duyuldu.

Ancak her şey gibi Kontes'in de hayatı sınırlıydı ve süresi dolmaya yaklaşmıştı. 1610 yılına gelindiğinde Elizabeth'in yaptıkları Kutsal Roma İmparatoru II. Matthias'ın kulağına kadar gitmişti. Derebeylerinin bu kadar güçlü olmasından her hükümdar gibi II. Matthias da rahatsızdı.

Macaristan Parlamentosu, Elizabeth'in suçlarından haberdar olmuştu ve tanıkların dinlenmesi 3 gün sürmüştü. Ayrıca bu yaptıklarından Transilvanya'da yaşayan akrabaları da haberdar olmuşlardı. Fakat Bathory Ailesi, topraklarını Kutsal Roma İmparatoru'na kaptırmak niyetinde değildi. Yani bu kadını durdurmak istemelerinin nedeni işlediği cinayetler değil, iktidar mücadelesiydi.

Nihayet Kontes'in şatosu, kralın özel korumaları ve kuzeni Kont Thurzo tarafından basıldı. Muhafızlar ana bahçeyi geçerken Kont Thurzo'nun ayağı bir şeye takıldı ve tökezledi. Ayağına takılan şey ise bir genç kızın cansız bedeniydi.

Şatonun 50 metre altında yer alan hücrelerin girişine ulaştığında, onu çivili demir bir kapı karşıladı. İçerisi rutubetliydi ve ağır bir koku vardı. Kont, ona yönelmiş olan kuzeni Elizabeth'i hemen fark etti. "Bu saygısızlığın bedelini ödeyeceksin." diye bağıran Elizabeth'e karşılık olarak Thurzo, "Maalesef hanımefendi, ben hizmetçilerinizden biri değilim. Bu lanetli mekana adalet getiren bir Macaristan prensiyim." dedi.

Kendi şatosuna hapsedildi.

Yargılanmasına Ocak 1611'de başlanan Kontes'in başta 30-40 civarında kişiyi öldürdüğü iddia edildi. Ancak Kontes'in kendi el yazısıyla yazılmış bir liste mahkemeye ulaştı ve sayının 650'yi bulduğu anlaşıldı. Başta yakılarak idam edilmesine karar verilse de soylu olmasından dolayı cezası ömür boyu hapse çevrildi. Böylelikle kendi şatosunda bir odaya hapsedildi. Ancak suç ortağı hizmetçileri çok ağır cezalara çarptırıldı. Verilen cezanın ardından hakim, Kontes'e yönelik şu sözleri sarf etti: "Sen vahşi bir hayvansın ve hayatının son aylarını yaşıyorsun. Ne bu dünyada yaşamayı ne de Tanrı'nın ışığını görmeyi hak ediyorsun."

Elizabeth'in masumlara işkenceler yaparak geçirdiği köhne hayatı, 31 Temmuz 1614'te sefil hücresinde sona erdi. Yaptığı işkenceler ve çektirdiği acılar yüzünden Kontes, ünlü yazar Bram Stoker'in kurgusal karakteri olan Dracula'yı yaratırken en çok ilham aldığı iki kişiden birisidir. Diğeri de zaten uzak akrabası olan Kazaklı Voyvada olarak da bilinen III. Vlad'dır.


Beğendiniz mi? Paylaşmayı Unutmayın!

Sizin Tepkiniz Nedir?

Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Komik Komik
0
Komik
Tatlış Tatlış
0
Tatlış
Sinirli Sinirli
1
Sinirli
Şaşkın Şaşkın
2
Şaşkın

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir