Efsanelere Konu Olan: Kont Drakula

Tarihe ve popüler kültüre etki etmiş olan III. Vlad


1431 yılında Vlad Dracul’un oğlu olarak Eflak’ta dünyaya gelen Vlad Tepes, babasınız izlediği yanlış politikalar sebebi ile küçük kardeşiyle birlikte eğitim adı altında rehin olarak Edirne’ye gönderilir. 1442 yılında başlayan esir hayatında, gelecekte tahta geçecek olan II. Mehmet ile birlikte eğitim aldı.

17 yaşındayken II. Kosova Muharebesi’e katılmıştır. Savaşta büyük başarılar gösteren bu genç, merhamet nedir bilmeksizin çarpışmış ve büyük başarılar elde etmiştir. Muharebenin hemen ardından kendi evine, Eflak’a, dönerek yönetime el koymaya çalışır ancak bu girişimi başarısızlıkla sonuçlanır. Çünkü Macar Kralı, Eflak iç işlerine karışarak kendi desteklediği yönetici olan II. Vladislav’ı tahta istemektedir. Bu durum ileride birçok soruna yol açacaktır. 

1456 yılında ise Belgrad Kuşatması’nda sol kanat komutanlığı görevindeydi. Yalnızca 14 yılda ordu komutanlığı mertebesine ulaşan Tepes, bu mevkîsinden faydalanarak Eflak’ın voyvodası olmak için bir kez daha girişimde bulundu. II. Vladislav’ı öldürerek aynı yıl tahta çıktı ve Osmanlı’ya bağlılığını bildirdi.

Yönetimi sırasında kendisine karşı gelenleri veya savaş esirlerini işkencelerle öldürdü. En sevdiği işkence yöntemi “kazığa oturtmak” olan Voyvoda’nın, idam edilenlerin kanlarını şarap fıçılarına doldurup içtiği söylenir. Böylelikle Vlad Tepes, gelecekte kendi adıyla anılacak olan vampir hikayelerini de başlatmış olur. Bu hikayeler Almanya, Macaristan ve Rusya’ya yayıldı. Bu bölgedeki hükümdarlar Voyvoda’dan korktu ve ona saygı duydu.

Bu taşkınlıklara Osmanlı Devleti herhangi bir müdahalede bulunmadı. Vlad ise bunu bir fırsat olarak görüp vermekle yükümlü olduğu vergileri ve yeniçeri ocağına göndermesi gereken gençleri göndermemeye başladı. Osmanlılara ise gönderecek parasının olmadığını, yapacak olduğu seferlerden sonra ödeme yapabileceğini söyleyerek onları oyalamaktaydı. Fatih ise birlikte büyüdüğü ve arkadaşı sayılabilecek olan Vlad'a güvenip ona ihtiyacı kadar zamanı vermişti. Ancak Fatih'in bilmediği şey ise Vlad'ın bu süreyi ona karşı kullanacak olduğuydu.

Macaristan Kralı ile bir ittifak düzenleyen Vlad Tepes, Osmanlı Devleti'ne karşı isyan bayrağını artık çekmişti. Aynı zamanda 20 bin Türk ve Bulgar'ı da kazığa oturtarak idam etti. O dönem Fatih, Anadolu'da Pontus Rum Devleti'ne karşı seferde olduğundan dolayı komutayı Veli Mahmut Paşa'ya bırakarak Tuna Nehri'ni geçmesini emretti. Osmanlı ordusunun sayısının 150 bini geçtiği söylenmekteydi. Buna karşın Eflak Voyvodası'nın emrinde en fazla 30 bin asker olduğu düşünülmekteydi. Osmanlı zafere kesin gözüyle bakıyordu ve bundan dolayı Vlad'a yeniden itaat etmesi için elçiler gönderdi ama o, elçileri öldürerek kaçınılmaz olanı başlattı.

Veli Mahmut Paşa, Voyvoda'nın üstüne askerleriyle birlikte yürüyerek tiranlığına son vermek istese de Vlad'ı yenemez ve geri çekilmek zorunda kalır. Bu yenilginin en büyük sebebi ise Vlad'ın Osmanlı savaş taktiklerini ve zayıflıklarını bilmesiydi. En büyük sorunu lojistik olan Osmanlı ordusunun elini kolunu bağlamak için kuyuları zehirlemiş, ekinleri yakmış, hayvanları öldürmüş ve hastalıklı olan kişileri Osmanlı ordusuna karşı salmıştır. Bunun üzerine bitkin düşen Osmanlı askerlerine saldırmış ve onları geri çekilmeye zorlamıştır. Bu geri çekilme esnasında 20 bin Osmanlı askeri esir düşmüş ve kazığa oturtularak idam edilmiştir.

Haberleri alan Mehmet, işin başa düştüğünü anlayarak sefer hazırlıklarına başladı. Bölgeye savaş ve taşıma gemileri sevk ederek nehirlerden geçişi hızlandırdı. Her ne kadar Osmanlı askerleri sayıca üstün olsa da bölgeyi daha iyi bilen Vlad ve Eflak askerleri önceki taktiklerini kullanarak Osmanlı güzergâhını talan etti.

Askerlerin zayıf düşeceğini bilen II. Mehmet, yine de rotasını değiştirmeden başkente doğru yürüdü. Bu zayıflığı kullanmak için Vlad, Târgoviş'te bir gece baskını planladı. Baskının asıl amacı Fatih Sultan Mehmet'e suikast düzenlemekti. Bu amacı gerçekleştirmek için 17 Haziran 1462'de harekete geçen Vlad Tepes, asıl istediğini elde edemedi ancak kendisinden 5 kat büyük bir orduya karşı yalnızca 5 bin askerini kaybetti. Buna karşın Osmanlı tarafındaki kayıpların 15 bin olduğu tahmin edilmektedir. Bu baskından sonra başkentine çekilen Vlad, durumun çaresiz olduğunu düşünerek Macaristan'a kaçtı.

Rivayetlere göre II. Mehmet başkente ulaştığında binlerce insanı kazığa oturtulmuş halde bulduğunda şok olmuştur. Bu manzara üzerine başkentte bulunan kaleyi kuşatıp ele geçirmiştir lakin Vlad çoktan Macaristan'a kaçmıştır. II. Mehmet, III. Radu'yu başa geçirerek kendisine bağlılık yemini ettirmiş ve uzun bir süre bu bölgede isyan çıkmamıştır.

Vlad, Macaristan'dan tahtını almak için destek beklerken Macar Kralı ittifakı reddederek Vlad'ı esir alıp Budin'e getirtti. Burada bir süre esir hayatı süren Vlad, 1474 yılında kralın güvenini kazandı ve 1476 yılında Eflak'ı ele geçirdi. Bu isyan hareketi kısa sürede bastırılarak bölge tekrar güvene alındı. Vlad'ın öldüğünün kanıtı olarak başı kesildi ve II. Mehmet'e götürüldü. Bedeni ise Comona Manastırı'na defnedildi.

Tarih boyunca Kazıklı Voyvoda, Kont Drakula, Ejderin Oğlu gibi isimlerle anılmış olan Vlad Tepes, şu an bile Romanya'da bir halk kahramanı olarak görülmektedir. Kendisine Ejderin Oğlu denilmesinin nedeni açıklamak gerekirse babasının adı olan Dracul'un anlamının ejderha olmasıdır. Drakula lakabı da aslında buradan gelmektedir.

Kaynakça

  • Radu Carciumaru, A candidate to the Wallachian throne. Vlad Tepes and his exile in Moldavia
  • Osmanlı Mirası

Beğendiniz mi? Paylaşmayı Unutmayın!

Sizin Tepkiniz Nedir?

Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Komik Komik
0
Komik
Tatlış Tatlış
0
Tatlış
Sinirli Sinirli
0
Sinirli
Şaşkın Şaşkın
2
Şaşkın

0 Yorum