Dünya Tarihini Değiştiren Bir Savaş: Puvatya Muharebesi!

Siyasi ve sosyal etkileriyle tarihin dönüm noktalarından biri olan, Müslümanların Avrupa'daki ilerleyişini durduran savaş hakkındaki her şey!


Puvatya Muharebesi, 732 yılında Fransa’da gerçekleşmiştir. Savaş, Abdurrahman El Gefiki’nin komuta ettiği Emevi Ordusu ile Charles Martel’in komuta ettiği Frank Ordusu arasında geçmiştir. Puvatya Muharebesi doğurduğu sonuçlar itibariyle sadece Emevi Halifeliği için değil, aynı zamanda Franklar yani Fransızlar ve Avrupa’nın geri kalanı için de önemli etkiler doğurmuştur.

İslam'ın Avrupa'ya Girişi: İber Yarımadası'nın Fethi

Musa Bin Nusayr, İspanya'nın güneyinde yaşayan Yahudiler ve aşırı merkeziyetçilikten bunalmış olan Vizigot yöneticiler tarafından bölgeye davet edilir. Bu davetle birlikte Vizigot Krallığı'na karşı girişilecek savaş için meşru bir zemin bulunmuştur. Emevi Valisi Nusayr, bu durumdan istifade etmek ister. 711 yılında başında Tarık Bin Ziyad'ın olduğu 7000 kişilik bir orduyu bölgeye gönderir. O günkü adıyla Septe Boğazı'nı geçen Tarık Bin Ziyad, verdiği emirle geldiği bütün gemileri yaktırır. Ziyad, bu seferin sadece bir yağma ve akın faaliyeti olmadığını ve bu bölgeyi Emevi Halifeliği'nin topraklarına katmak istediğini açık bir şekilde duyurmuş olur. 

Aynı yılın temmuz ayında Vizigot Kralı Rodrigo, komutasındaki ordu ile Cadiz'in kuzeyinde Lekke Vadisi'nde karşılaşır. Ziyad, Nusayr'ın gönderdiği ve 5000 kişiden oluşan ek kuvvetlerin yardımıyla Rodrigo'yu Lekke Vadisi'nde yener. Rodrigo, ülkenin önde gelen yöneticileri ve birçok soylu bu savaşta hayatını kaybeder. Bu zaferin ardından Nusayr da 10.000 kişilik bir kuvvetle İber Yarımadası'ndaki güçlere katılır. Ülkenin önemli soylu ve yöneticileri hayatlarını kaybedince Vizigot Krallığı kısa sürede çözülür. 2 yıl içerisinde İber Yarımadası'ndaki neredeyse bütün şehirleri ya savaşarak ya da kendi istekleriyle Emevi yönetimine verirler. Emeviler, fethettikleri bu yeni diyara "Endülüs" adını verir. Burada eşi benzeri görülmemiş eserler vermeye ve İslam'ın Altın Çağı'nı Avrupa'da devam ettirmeye başlarlar.

Müslümanlar Fransa Yolunda

Endülüs'ün fethi Pirene Dağları'na kadar devam etti. Bu doğal set, Roma için Alp Dağları ne ise Franklar için de oydu. Çok geçmeden bölgedeki Emevi valileri, Pirene dağlarını aşarak kuzeydeki Frank şehirlerine akın düzenlemek ve yağmalamak adına harekatta bulundular. Bu yağma ve akın harekatları bölgede güçlü bir otoritenin bulunmamasından dolayı kolaylıkla gerçekleştirildi. Kısa denebilecek bir sürede ciddi bir tehlikeyle karşılaşmadan büyük yağmalar yapabildiler. 

719 yılında Emeviler, Septimania'yı fethetti. Ardından 721 yılında Aktium Dükü Odo; Müslümanların ilerlemesini geçici olarak, Toulouse yakınlarında, onları yenerek durdurdu. Ancak Müslümanlar yine de Burgonya'ya kadar olan bölgede yağmalara devam etti.

Frank Krallığı ve Savaşa Doğru

732 yılında Frank Krallığı'nı taht naibi Charles Martel yönetmekteydi. Martel, uzun yıllar boyunca krallığın batı sınırında vahşi Cermen kabileleriyle savaşmış tecrübeli bir komutandı. Ancak kontrol ettiği krallık Atlantik'ten Almanya'nın ortalarına kadar geniş bir coğrafyada hüküm sürse de merkezi otoriteden yoksundu. Zaten bu durum ülkeyi akınlara açık bir hale getirmişti. Ancak hiç beklenmeyen bir olay Frankları bir araya getirecekti. En azından bir kısmını...

732 yılında Abdurrahman El Gefiki, Fransa'ya girdi. İlk hedefi doğal olarak Batı Franklarının egemenliğinde olan Gascony vilayetiydi. Gascony ve Aktium Dükü olan ve daha sonra "Büyük" lakabını alacak olan Odo, Frank Ordusu'nu komuta ediyordu. Gefiki'nin komuta ettiği İslam Ordusu ile de Garonne Nehri kıyılarında karşılaştı. Garonne Nehri Savaşı veya Bordeux Savaşı olarak geçen bu savaşın galibi sayılarının da yardımıyla Gefiki olmuştu. Bu zaferden sonra Gefiki'nin karşısına çıkan önemli bir güç olmadı. Gefiki, bu rahatlık ile ordusunu küçük parçalara bölerek akın birlikleri organize etti.

Yenilginin ardından Paris'e giden Odo, Martel'e durumu anlattı ve yardım istedi. Bu yardım isteğiyle Franklar, en azından Batı ve Kuzey'de bulunanlar, tek bir güç olmaya karar verdi. Savaş yaklaşıyordu ve şüphesiz ki tarihin yönünü tayin edecekti.

İslam'ın ve Hristiyanlığın Kaderi Çiziliyor!

Deneyimli bir savaşçı olan Martel, Müslümanların tedarik hattı olmadığını ve gittikleri bölgedeki erzakları kullandığını biliyordu. Bundan dolayı Gefiki'nin yavaş hareket edeceğinin bilincindeydi. Martel, kuvvetlerini Paris'te toplarken; Gefiki, Fransa'nın içine kadar ilerlemişti. Hedefi tam olarak bilinmese de Paris yakınında bulunan, zengin bir şehir olan Tours olduğu düşünülmektedir.

732 yılının Ekim ayında Geifiki'nin komuta ettiği Müslüman ordusu, Tours istikametinde ilerliyordu. Ardından yıllarca Cermen kabileleriyle savaşarak pişen ve Martel'in komuta ettiği Frank ordusuyla karşı karşıya geldiler. Gefiki, gafil avlanmıştı! Savaş yerini kendisi değil, düşmanı seçmişti ve sayıca az durumdaydı. Martel'in kendini konumlandırdığı alan hem yüksek bir mevziiydi hem de ormanlık bir alandı. Bu sebeple gerçek sayısını saklıyor, çoğunluğu süvari olan Emevi ordusunun da manevra kabiliyetini kısıtlıyordu. Gefiki iyi bir komutandı ve avantajın rakibinden yana olduğunu biliyordu. Ancak kışın yaklaşması ve düşmanın iç hatlarında olması sebebiyle savaşmaktan başka seçeneği yoktu.

7 gün boyunca küçük çaplı çatışmalar yaşandı. Ancak gerçek savaş 7. günün sabahında Müslüman saldırısı ile başladı. Gefiki, süvarilerin avantajından yararlanmak istediğinden düşman hatlarına durmaksızın saldırılmasını emretti. Frank birlikleri sadece ağır piyadelerden oluşmasına rağmen ormanda olmanın verdiği avantajla saldırılara oldukça iyi direnebiliyordu. Frank hatları delinebilse bile arkada bekleyen destek kuvvetlerin savaşa müdahalesi ile bu gedikler kapatılıyordu. İki taraf da kıyasıya mücadele ediyordu. Aktium Dükü Odo, az sayıda süvariyle Emevi hatlarının yanından geçerek arka taraftaki Emevi kampına girdi. Kampı koruyan az sayıdaki piyade, Dük Odo ve süvarileri tarafından kısa sürede eritildi. Kamp yağmalanmaya, esirler serbest bırakılmaya başlandı. Dük Odo'nun yapmış olduğu bu saldırı savaşın kaderini değiştiren bir olaydır.

Kamplarının yağmalandığını, ganimetlerinin Franklar tarafından alındığını gören Müslüman askerler; savaşmayı bırakmış ve ganimetlerini kurtarmak adına kampa doğru koşmaya başlamışlardır. Gefiki, emir almadan kampa doğru koşan askerlerini durdurmaya çalışsa da bunda başarılı olamamıştır. 

Düşmanın düzenini bozduğunu gören Martel, bu durumdan istifade ederek birliklerine hücum emri verir. Çok geçmeden Frank birlikleri, Gefiki'nin de içinde bulunduğu Emevi Ordusu'nun bir kısmını kuşatma altına alır. Ardından onları imha ederler. Martel, bu çatışmadan sonra savaşın daha da uzayacağını düşündüğü için askerlerine düşmanı kovalama emri vermez ve yarınki çatışmaya hazırlanmak üzere ormana çekilir. Ancak Emeviler savaşı daha fazla uzatmaz ve geri çekilir. Zafer Franklarındır artık, zafer Martel'indir.

Savaşın Etkileri

Savaşın en büyük etkisi, Müslümanların ve İslam'ın Avrupa'daki yayılışını durdurmasıdır. Osmanlı Devleti'ne kadar İslam, bir daha Avrupa'da yayılamadı. Bu zaferin ardından Charles Martel, ününe ün kattı ve bir efsane haline geldi. Avrupa, artık Müslümanlardan korkmasına gerek olmadığını, onların da yenilebileceğini anladı. Psikolojik üstünlük artık Hristiyanlara geçmiş oldu.

Kaynak:

  • https://islamansiklopedisi.org.tr/endulus#1
  • https://islamansiklopedisi.org.tr/belatussuhed
  • https://islamansiklopedisi.org.tr/tarik-b-ziyad

Beğendiniz mi? Paylaşmayı Unutmayın!

Sizin Tepkiniz Nedir?

Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Komik Komik
0
Komik
Tatlış Tatlış
0
Tatlış
Sinirli Sinirli
0
Sinirli
Şaşkın Şaşkın
0
Şaşkın

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir