Bilimin Çağlar Boyu Evrimi Nasıl Oluşmuştur?

Bilim dediğimizde hepimizin merak ettiği şey bilimin ne şekilde ve nasıl bir gelişim gösterdiğidir. Bu içerikte bu soruların cevaplarını buluyoruz!


Geçmişten günümüze bilim tarihi, içerdiği pek çok sıradışı bilgi ile insanların dikkatini çekiyor. Birçok antropolog ve sosyolog ilkel toplumlardaki büyücüleri ilk bilimciler olarak kabul ediyorlar. Fakat insanlık tarihinde yazının bulunduğu Mezopotamya ve Mısır Uygarlığı bilimin başlangıcı olarak kabul edilir. Geçmiş dönemlerde özellikle astronomi, matematik ve geometri; tarımsal üretim için gerek duyulan bilgileri pratik olarak çözümlüyordu. Bilim ilk olarak pratik amaçlara dayanıyordu. Bilimsel bilgilerin din adamlarının tekelinde bulunmasıyla ilkel büyücülük sürdürülüyordu.

Bahsi geçen dönemlerde bilimsel bilginin bir sistematiği yoktu. Edinilen bilimsel bilgiler parça parça olarak adlandırılabilirdi. Bilimsel bilgilerin ve çalışmaların pratikten öteye geçişi Ege Uygarlığı ile gerçekleşti. Bu çağda felsefe de doğdu. Ege Uygarlığı döneminde astronomi, matematik ve geometrinin yanına biyoloji, fizik ve simya da eklendi. Bu dönemin doğa bilimleri çok önemli metafizik izler taşıyor. Buna örnek olarak Thales’in tüm evreni canlı sayması gösterilebilir.

Söz konusu olan dönemde matematik bilimi alanında çok büyük başarılar elde edildi. Bu başarıların birçoğu günümüzde de geçerliliğini koruyor. Thales teoremi, Pisagor bağıntısı, Öklid geometrisi ve Arşimet yasası tüm bunlara örnek gösterilebilir. Orta çağda bilimin, dinin egemenliğine girdiğini ve buna bağlı olarak da duraklamalar yaşandığını görüyoruz. Özgür düşünce, bilimin temel niteliklerinden biri olmasına rağmen bu bir kenara itilmiş ve bilim, metafizik bataklığına sürüklenmişti.

Hristiyanların egemen olduğu orta çağda yeni bir din olan İslamiyet, yeni olmanın getirdiği dinamiklikle bilime biraz daha hoşgörülü bakmış ve bilimin merkezi Orta Doğu'ya kaymıştır. Ancak bu dönemde de ne yazık ki tekrardan öteye geçilememiştir. Değişim süreci 15. ve 16. yüzyılda Rönesans ve Reform ile başladı. 17. ve 18. yüzyılda ise aydınlanma ile yükselerek dinamik bir hal aldı. Değişimin doruğa vardığı 19. ve 20. yüzyılda ise bilim sanayileşmeye çok büyük bir katkı sundu. İçerisinde bulunuyor olduğumuz 21. yüzyılda bilim altın çağını yaşıyor diyebiliriz.

Bilim insanları toplum tarafından nasıl karşılanmıştır?

Bilimin tarihsel gelişimi incelendiğinde toplumların bilime olan bakışı her zaman aynı olmadığı görülmüştür. Tarihi Mezopotamya’ya kadar dayanan bilim, ilk zamanlarda yalnızca büyücülük olarak biliniyordu. İlk bilim insanları arasında en çok bilinen kişi ise Galileo Galilei’dir. Bilimin, dinlerin tekelinde bulunduğu sıralarda din adamları tarafından yönetildiğini söylemek mümkün. 

Bilim, din adamlarının elindeyken özgür bir düşünce ortamı olmaması nedeniyle yalnızca din adamlarının izin verdiği ölçüde toplum bilime katkı sunabiliyordu. Bilimin durağan olduğu bu dönemlerde toplumun içerisinde yer alan birçok kişi bilime karşı nefret besliyordu. Bilimin toplum tarafından benimsenmeye başlaması 15. yüzyıldan sonra gerçekleşti. Bilim insanlarına bu dönemlerde tam anlamıyla saygı duyulmaya başlandı. Günümüzde bilim insanları yaptıkları işlerle hayatı kolaylaştırarak dünyayı değiştirmeye devam ediyorlar.


Beğendiniz mi? Paylaşmayı Unutmayın!

Sizin Tepkiniz Nedir?

Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Komik Komik
0
Komik
Tatlış Tatlış
0
Tatlış
Sinirli Sinirli
0
Sinirli
Şaşkın Şaşkın
0
Şaşkın

0 Yorum