Geçmişin İzleri: Cadılık

Unutmamalısın üçler yasasını, üç katı hâyır, üç katı şer.


Cadı içinden gelen bir güçle doğrudan doğruya hareket ederken, büyücü ise sipariş üzerine iş görür ve kendiliğinden gizli güçlerini harekete geçirmesi ancak kendi doğrudan amaçları için olabilir. Ne olursa olsun büyünün bilinebilen, görülebilen amaçları vardır. Cadılığın ise diğer insanlara da makul gelebilecek bir amacı olmaz. O sadece dürtüsel olarak kötülük yapmak isteğindedir ve amacı sadece kötülük isteğini doyurmaktır.

Cadılık İnancı

Cadılık da tarih kadar eskidir ve eğer mağara resimlerinin belli bir bakış açısından yorumuna bakılırsa tarih öncesinde bile olmuştur. Ancak cadı fenomeni, büyünün aksine bütün kültürlerde bulunmaz. Örneğin Kalahari Çölü’nde yaşayan Bushmanlar ve Andaman Adaları yerlilerinde cadı inancı hiç yoktur. Java yerlileri büyüye inanırlar fakat teknik olarak cadılığı kabul etmezler. Araplar ve Müslüman toplumların çoğunda kemgöz inancı olmasına rağmen, hatta hortlak inançları bulunmasına rağmen klasik bağlamda cadı inancı yoktur. Türk toplumunda ise Büyü sözcüğü eski Türkçe’de bir çeşit gelecekten ve tanrıların isteklerinden haberler veren şaman türü olan Bökü, Bögü sözcüğünden geldiği halde cadı sözcüğü Farsça Câdû kelimesinden doğrudan doğruya alınmıştır. O halde kültür olarak cadıyı yaratmamış, komşu kültürlerden almıştır. Ama yine de bugünkü Türk halkı için cadı sözcüğünün belli bir anlamı vardır. Dolayısıyla kültürümüze yerleşmiş bir kavram sayılmalıdır.

Cadı tipi uygarlık bakımından fazla gelişmemiş ve teknolojik olarak geri konumdaki küçük toplumlarda oldukça önemli bir işlev görür.


Cadılık, en eski doğa dinlerinden bu zamana gelmiş gizli bir öğretidir. Kökeni, Şamanizm, druidizm  gibi eski kadim öğretilere dayanır. Cadıların temel felsefesi, doğayı tanımak, doğayla iletişim içinde olmak, doğa üzerinden kendi benliğiyle iletişime geçerek, kendini bilmektir. Haliyle cadılar başta doğanın temel yapı taşı olan dört elementle çalışarak beşinci element olan ruha doğru yolculuğa çıkarlar. Bu yolculukta doğanın ve evrenin dönüşümünde görev aldığına inandıkları tanrı ve tanrıçalarla bütünleşir ve en nihayetinde kendileri tanrı ve tanrıçalara dönüşerek, içlerinde ki tanrıları keşfederler.

Eski doğa dinleri, tüm evreni ve kâinatın özünü oluşturan bir Yaratıcı’dan bahsederler. Bu Yaratıcı, kutsal ve gizli olandır. Bu büyük ebeli ve ezeli güç, evrenin dönüşümünü ve kontrolünü sağlayacak tanrı ve tanrıçalar yaratmıştır. Bu yüzden aslında var olan bütün eski doğa dinleri (Vodooo, druidizm, eski mısır inancı, yunan inancı vs..) tek bir Yaratıcı’ya inanırlar, lakin bu Yaratıcı’nın emriyle görev olan vazifeli varlıklar vardır (tanrı, tanrıçalar).  İşte eski inançlarda (hristiyanlık öncesi dönemlerde) rahip veya rahibeler önce tanrı ve tanrıçalarla bütünleşir (böylelikle evrenin kozmik güçlerini öğrenir), sonrada Yaratıcı’ya dönüp, nihai bilgeliğe ulaşacaklarına inanırlardı.

Cadılık ve Wicca

Cadılık ve Wicca (Wiccan) arasındaki en temel fark; Cadılık bir inanç sistemi değilken Wiccanlık’ın bir din olmasıdır.  Wiccanlık cadılıktan çok sonra var olmuş bir inanç sistemi olduğu ve cadılık kökenli olduğu için Wiccanlık cadılığın bir alt dalı olarak kabul edilir. Wiccanlık kavramı 1954 yılında Gardner tarafından ileri sürülmüş ve onun öğretileri bir din haline getirilmiştir. 

Cadılık ve Wiccanlık’ın her ikisi de Paganizm’deki gibi doğa bilgeliklerini esas alırlar. Cadı ve Wiccanlar doğanın dört temel elementini kullanırlar  ve kendi iç benliklerini keşfederler. Cadı ve Wiccanlık arasındaki bu tip benzerlikler nedeniyle Wiccanlık ve cadılığı aynı şey olarak görebiliyoruz. Birbirinden ayırt edilecek çok bariz farklılıklar mevcuttur. 

Cadılıkta el verme kan bağı ile miras alma, söz konusudur. Nesiller boyu süren bu öğretiler aile içerisinde bir sonraki nesile aktarılmasını sağlar. Geleneksel cadılar cadılığı yalnızca kan bağı yoluyla bir önceki nesilden miras olarak alır. Wiccanlıkta ise bu böyle değildir. 

Wiccanlıkta tanrı ve tanrıçalara tapınılırken, cadılıkta tanrı ve tanrıçalar sadece evrensel düzeni sağlayan kozmik bilge varlıklar olarak görülür ve onlarla iletişime geçilebilir, onlara tapınılmaz. Cadılıkta iyi ve ya kötü diye birşey yoktur. Cadılığa göre doğanın kuralları vardı. Cadılıkta iyilik kötülük terimleri yerini, aydınlık ve karanlık olarak bırakmıştır. Aydınlık ve karanlığın yani doğanın temel dengelerinin bilgeliğinden söz ederler, ikisinide iç içe kabul edip aynı ölçüde dengelerler. Birinin diğerinden üstün gelmesi söz konusu değildir.


Cadılığın Temel Prensipleri ve 3'ler Yasası

1. Biz, törenlerimizi, Ay’ın evreleri ve Mevsimsel Çeyrekler ve Kesişen Çeyrekler tarafından ortaya çıkarılan hayat güçlerinin doğal ritmi ile kendimizi bütünleştirmek üzere uygularız.

2. Zekâmızın bize, çevremiz ile ilgili eşsiz bir sorumluluk duygusu verdiğini kabul ederiz. Ekolojik dengenin sağlanması ve evrim kavramının da bilincinde olarak, doğa ile uyum içerisinde yaşamaya çalışırız.

3. Gücün bir derinliği olduğunu kabul ederiz ve bu güç, ortalama bir insanın açık olarak bildiğinden çok daha fazla büyüktür. Çok daha fazla büyük olduğundan dolayı bazen doğaüstü diye isimlendirilse de, biz bunu, herkesin doğal potansiyelinin altında yatan bir güç olarak görürüz.

4. Yaratıcı Gücün, evrendeki kutupları da ispatladığını kabul ederiz – eril ve dişi – ve tüm insanların, eril ile dişiler arasındaki karşılıklı etkileşimin altında da yatan aynı Yaratıcı Güç’tür. Bu iki kutbun birbirini desteklemesi gerektiğini bilerek, hiçbirini diğerinin üzerinde değerlendirmeyiz. Cinselliği, zevk ve hayatın şekillendirilmesi olarak değerlendirirz ve aynı zamanda enerji kaynaklarından biridir ve dinsel bir tapınmadır (kutsaldır).

5. Hem iç hem de dış dünyaları, ya da psikolojik dünyaları kabul ederiz –ki bunlar bazen Ruhsal Dünya, Kollektif Bilinç dışı, iç dünyalar vb. olarak bilinir- ve bu iki boyutun birbiriyle etkileşimini, doğaüstü fenomenin ve sihirsel egzersizlerin bir temeli olarak görürüz. Bir boyutu diğerinden daha az önemsemeyiz, çünkü görürüz ki her ikisi de bizim tamamlanmamız için gereklidir.

6. Hiçbir otoriter hiyerarşiyi kabul etmeyiz ancak öğretenleri onurlandırır, daha fazla olan bilgilerini ve ilimlerini paylaşanlara saygı duyar ve kendilerini cesaretle öğretmenliğe adayanlara da şükran duyarız.

7. Dini, sihiri ve bilgeligi, bir kişinin dünyayı nasıl gördüğü ve bu dünyada Cadı olarak nasıl yaşadığı olarak görürüz. –ki Cadılık, bir dünya görüş ve hayat felsefesi olarak tanımladığımız şeydir.

8. Birine cadı demek, cadı olmak demek değildir, ancak bu kalıtsalda değildir, ünvanları, dereceleri ve kabul törenlerini vb. de içermez. Bir cadı bilgece yaşamak, iyi olmak ve başkalarına zarar vermeden Doğa ile uyum içinde yaşamayı sağlamak için içindeki güçleri kontrol etmeye çalışır.

9. Hayatın ifade edilmesi (onaylanması) ve gerçekleştirilmesinin, bilincin geliştirilmesi ve evrimin devamı ile mümkün olduğuna inanırız ve bunun da, kişinin kendi şahsi rolü ile birlikte evrenin anlamını oluşturduğun inanırız.

10. Hristiyanlık ya da herhangi bir başka dine ya da hayat felsefesine olan karşıtlığımız, hayatın kurallarını sadece ‘bir tek yol’a bağlamalarıdır. Ayrıca bir diğer karşıtlık sebebimiz, diğerlerinin özgürlüğünü inkar edip diğer dinsel inanış ve uygulamaların geçersizliğini desteklemeleridir.

11. Amerikalı cadılar olarak, zanaatın (cadılığın) geçmişindeki tartışmaları, farklı terimlerin orjinlerini ve farklı geleneklerin çeşitli yönlerinin (yöntemlerinin) kaynağını tehdit olarak görmeyiz. Biz, şimdiki zamanımızla ve geleceğimizle ilgileniriz.

12. Biz mutlak şeytan kavramını kabul etmeyiz ve de aynı zamanda Satan ya da Şeytan diye adlandırılan herhangi bir metaya da ibadet etmeyiz (ki bu hristiyanlık tarafından öne sürülmüştür). Diğerlerinin inkar edilmesi ile kazanılan kişisel faydanın gerçekliğine inanmadığımız gibi, diğerlerinin acı çekmesi üzerine gelen gücü de aramayız.

13. Sağlığımız ve iyi olma (refah, mutluluk, huzur) durumumuza katkıda bulunan doğa ile birlikte olmamız (bunları doğa içinde aramamız) gerektiğine inanırız.


Cadıların temel yasası olan üçün kuralı şöyledir;

Üçler yasasının onurunu koru.

  • Yaptığın her şey üç katı ile sana dönecektir.
  • Yasayı öğren, ne ekersen onu biçersin. 
  • Kimseye zarar vermediğin sürece ne istiyorsan yap.


Mevsim Döngüleri (Sabbatlar)

Samhain - 31 Ekim

Hallowe'en (cadılar bayramı) olarak bilinir. Bu Sabbat’ın başka bilinen isimleri de Shadowfest (strega), Martinmas ya da Hallowmas (iskoç kültüründe)’dır. Cadıların festivali, yeni yılı gibidir. “Oyun mu şeker mi?” bir Pagan geleneğinden gelmiştir. Çocukların temsil ettiği ataları, yemek toplayıp ziyaret ettikleri evleri kutsarlar. Samhain mevsim kutlamalarının en dehşet vericisi olarak bilinir. Çünkü kışın gelip soğuğun, karanlığın ve yiyecek sıkıntısının başlamasını simgeler. Ayrıca Samhain’de ölmüşlerin ruhları da anılır. 31 Ekim yeni yıl arifesi, 1 Kasım da yeni yıl olarak kabul edilir. Paganlar, fiziksel dünyanın ve ruhların dünyasının bu tarihte birbirine çok yaklaştığına, hayaletlerin ve ruhların fiziksel dünyada, bu tarih içinde belirebileceğine inanırlar.

Samhain sihirli bir zamandı, şenlik ateşlerinin her yeri ışıklandırdığı bir zaman. Paganlar bir yılın bitmesi ve yeni yılın başlaması adına önce ateşlerini söndürüp sonra tekrar yakarlar.

Hristiyanlığın gelmesiyle, insanların tüm eski inançlarının yok olamayacağı anlaşıldı ve Samhain de cadılar bayramına dönüştü.

Yule - 22 Aralık

Yuletide olarak da bilinir, İskandinav “çark” anlamına gelen bir kelimeden türemiştir. Kış gün dönümü, yani yılın en kısa günü, en uzun gecesi. Yule, bu günden sonra günlerin uzamaya başlamasını, son baharın gelişi ve verimliliğin, doğurganlığın tekrar kutlanacağını simgeler.

Imbolc - 1 Şubat

Candlemass, Lupercus (straga) , Condelaria olarak da bilinir. Işığın dönüşünün festivalidir. Kışın bitmesi ve sonbaharın gelişi simgelenir. İrlanda’da Imbolc, Yüce Ana Tanrıça’yı, ateşin, iyileşmenin, demircilik sanatının ve şiirin tanrıçasını onurlandırmak için kutlanılan özel bir gündür. Bu gecede ölülerin ruhlarının yaşayanlar arasında dolaşacağı söylenir.

Ostara - 21 Mart

Ostra olarak da bilinir. Anglo-Saksonların gün batımının Tanrıçasından ismini almıştır ve “Easter” (paskalya) kelimesinin kökenini oluşturur. Gün ve gece eşit uzunluktayken ekinoks oluşur ve yeniden doğuş kutlanır. Wales’de Eostre Lady Day (Gündüzün Leydisi) olarak bilinir ve Tanrıçanın kış uykusundan resmen uyanışı kutlanır. Eostre ile ilgili mitlerin bir çoğunda gizemli yer altı dünyasının yaratıklarının yaşayanların ülkesine ayak bastığı anlatılır.

Beltaine - 1 Mayıs

May Day (Mayıs Günü), Beltane, Bealtaine, Walpurgis, Rudemas, Tana Festivali olarak da bilinir.Yıl çarkında Samhain’in tam karşısına düşer. Beltane yaz mevsiminin ve yılın aydınlık olan yarısının başlangıcını simgeler. Beltaine geçmişe ve geleceğe bakma ve ilerdeki sıcak yaz günlerine hazırlanma zamanıdır.

Litha - 22 Haziran

Yaz gün dönümü ve yılın en uzun günü. Litha Güneş Kralı’nın gücünü simgeler. Tutku ve yeni mahsul adına kutlama yapılır. Tanrıça hamile olduğu için ağırdır ve yeryüzü de öyledir. Yapılanlar çoğunlukla kültür ve uygarlıkla ilgili aktivitelerdir.

Lammas - 1 Ağustos

Lughnasadh, Lugnasad, Cornucopia ve Thingtide olarak da bilinir. Hasat mevsiminin başlamasını simgeler. Paganizmde tohum festivali olarak kutlanır ve ilk meyvelerin Sabbatı olarak da anılır. Lammas Kelt hasatı, ateş, ışık ve Güneş Tanrısı olan Lugh’u onurlandırmak için kutlanır.

Mabon - 21 Eylül

Winter Finding (kışı bulma) olarak da bilinir. Mabon Güz Ekinoksunu ve hasatın tamamlanışını kutlar. Druidler (Hristiyanlıktan önce İngiltere İrlanda ve Fransa’daki Kelt dönemi papazları) ölümü ve yeniden doğuşu simgeleyen söğüt ağacını onurlandırıp Mabon’dan hemen önce dallarını budarlar. Denge gecesinden önce karanlık bir kez daha ışığa galip gelir.

Cadılıkta Kutsal Semboller

Üçlü Ay
Ayın üç evresini ve tanrıçanın üç sembolünü anlatır. Daha öncede bahsettiğimiz gibi, tanrıça bakire, anne ve yaşlı olmak üzere üç evreden geçmektedir.  Bakire kız, anne olur, sonra yaşlanıp bilge kocakarıya dönüşmektedir. Daha sonra yılın sonlarında bilge kocakarı (yaşlı tanrıça) yine bakire kıza dönüşmekte ve böylelikle sürekliliği olan bir dönüşüm döngüsünden bahsedilmektedir.
Triskele (üçlü spiral)
Spiraller her daim enerjinin odaklanması ve dönüşümün sembolüdür. Üçlü spiral, tanrı ve tanrıçaların üçlü dönüşümünün en çok kullanılan sembolüdür. Her daim bu üçlü dönüşümün yaşamda var olduğunu anlatan ve bu amaçla wiccanlar tarafından benimsenmiş eski kelt sembollerinden biridir.
Hekate’nin Çarkı

Hekate’nin çarkıda bu karanlık düzen içinde ki yolu ve yolun bulunuşunu sembolize eder. Çünkü bu karanlık labirentte kaybolmadan yol gösteren cadılara göre Hecate’dir. Bu yüzden Hecate’nin çarkı (labirentide) çok önemli semboller arasındadır.
Ejderha  Gözü
En eski kelt sembollerinden biridir. Eski druid inanışında dünyanın enerjisel bir düzeni vardı ve bazı hatlar üzerinden bu enerji akardı (parapsikolojide bunlara ley hatları denmektedir.) Bu enerji akışları bazı noktalarda birleşir ve yoğun manyetik alan oluştururdu. Bazı özel noktalarda ise bu enerji noktalarından enerjiler dışarı, dünyanın yüzeyine yayılırdı. İşte bu özel yerler, kutsal sayılırdı ve eski bilgeler tarafından tapınaklar buralara inşa edilirdi.

Druidler bu enerjilere ejderha sırtı demişlerdir ve bu enerjinin çıkış noktaları ejderha gözü olarak geçmektedir. Bu yüzden dolayı bu eski sembol, enerjinin geçişi, dünyaya akışı ve dünyanın özü ile bağlantı kurmak anlamına gelmektedir. Bazı cadılar ve wiccanlar tarafından kullanılan ejderha gözü sembolü, bu geçiş dışında korunma içinde kullanılmaktadır.


Triad (Triquetra)

Yine tanrı ve tanrıçanın (özellikle tanrıçanın, çünkü bu üç evre kadınlara has evrelerdir. Kadınlar ise birebir büyü, mistizm ve manevi alemin sembolüdür) üç evresini anlatmaktadır. Bu sembolün temel farkı iç içe geçmiş olması ve üç evrenin birbirine bağlı olmasının sembolismasıdır. Bazı triadların ortasında çember olabilir.
Pentagram
Pentagram, beş elementi sembolize eden en eski sembollerden biridir. Ateş hava su ve toprağın enerjisini odaklayıp ruhun enerjisiyle bütünleştirmeyi içeren ve en çok kullanılan sembollerden biridir. Pentagramın en uç kısmı ruhu sembolize eder ve ruhun ilahiyat ile olan bağını anlatır. Geri kalanları doğanın devinimini sağlayan dört temel enerjidir. İki tür kullanımı vardır. Birincisi çağırım pentagramıdır ve athame ya da asa ile aşağıdan yukarıya saat yönünde çizilir, ikincisi defetme pentagramıdır ve yukarıdan aşağıya saat yönünün tersinde çizilir.

Pentagramın çevresinde daire olduğunda ise buna pentacl denir ve aynı anlamı taşımakla beraber genellikle pentacl, çemberi temsil eden daireden dolayı daha çok kullanılır. Aynı zamanda bir korunma sembolüdür.


Kaynakça:

  • 10 Adımda Psişik Gücünüz , Cassandra Eason
  • Cadının Mutfağı , Kate West
  • Cadının Bahçesi , Kate West
  • Ortaçağda Büyü , Richard Kieckhefer
  • İndigo Dergisi

Beğendiniz mi? Paylaşmayı Unutmayın!

Sizin Tepkiniz Nedir?

Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Komik Komik
0
Komik
Tatlış Tatlış
0
Tatlış
Sinirli Sinirli
0
Sinirli
Şaşkın Şaşkın
1
Şaşkın

0 Yorum